Hocam
Mahkemede yaptığınız savunma geleceğin önemli milli metinlerinden biri olacaktır.
Hocam
Mahkemede yaptığınız savunma geleceğin önemli milli metinlerinden biri olacaktır.
Sayın Hocam, sizi hürmetle selamlarım.18 yaşında bir türk genci ve asker çocuğuyum, gerçi her türk bir asker ve vatan evladı olarak doğar orası ayrı. Hukuksuzluk ve dik duruşunuzdan dolayı sizin önünüzde eğilir ve sizi ordan çıkartmaya gücüm yetmediği için özür dilerim. Ama bizler Atatürk'ün gençleri olarak elimizden ne geldiyse yaptık, yapmaya da devam edeceğiz. Bu mektubu hiç okur musunuz bilmem ama umarım sizinle bir an da olsa sohbet edebilmişizdir bu mektupla. Korkuyorum hocam, bu ülkenin gidişatından korkuyorum. Ama korku bizi yıldırmaz. İçimizde sönmeyen intikam ateşi var. Türk evladının kendi ülkesinde garip duruma düşmesine, teröristlerin affedilip şehitlerimizin ve gazilerimizin unutturulmasına izin vermeyeceğiz.Yüzyüze, özgür bir günde görüşmek üzere.
BAT grubumuzda daha önce de yazmıştım ki, Ortadoğu'nun " bicimlendirilmesi" nde esas hedefleri Türkiye dir. Bu sürecin dakikaları 11Kasım 1938' den beri işleyerek, Cumhuriyetimizin 100' üncü yılına doğru giden süreçte akp iktidarı başa getirilmiştir. 2007 yılında M.Ü. de ders verdiğim dönemde bir söylenti dolasıma sokulmustu: Lozan Antlasması güya 100 yıllığına imzalanmiş ve bu konuda da Atatürk İngilizlerle anlaşmişmiş!!! Bu, hayret verici idi ve üniversitelerde yayılmıştı. Tüm bu olup bitenleri akp yönetimi ile birleştirince manzara ortaya çıkıyordu. Sonraki süreçte Ergenekon- balyoz, fetö darbe! girişimi! yaşandı. Neden ! işareti koydum, zira meclisi bombalayan uçaklar gerçekten bombalasa idi hiç bir şey ortada kalmazdı. Bu tiyatro kurgusundan sonra, başkanlık denilen ucube yönetim dayatildi. Cumhuriyetimizin 100. yılında ardı ardına Cumhuriyeti asındırma, Cumhuriyetin kurucusu Önderimiz Atatürk'ü belkeklerden silme operasyonları, tepkisiz ve uyuşmuş ve sadece günlük yaşamını devam ettirebilme kaygısına düşürülmüş, aç- işsiz- aciz- konutsuz bırakılmış bir ülke toplumu meydana getirme, ülkenin tüm kaynaklarının başka ellere geçmesi, sonu gelmez babalar gibi satışlar, çevre ulkdlerde bop eşbaşkanı ile yaratılan savaşlar ve Irak savasinda milyonca kürdün içeri alınması gibi ülkeye doldurulan kontrolsüz yığınlar ve şimdi İran' dan kaçıp gelenler- gelecekler... olayların tırmanması devam ederse bu kere Hindular ve pakilerin de ülkemize yönelmesi ve sonuçta Türkiye'yi teslim alma hedeflerinin gercekleşmesi. pkk+ ermeni+ kürtler için Türkiye'nin bölünmesi planları. Condolezza Rice, 22 ülkenin sınırları değişecek derken, başta bop eşbaskani vardı ve gururla görevini söylüyordu. O dönem ki muhalefet uyuyordu, şu anda bile uyanmış değildir. Bu, bizim için çok umutsuz bir durumu ifade eder. Zira, gerceği görenler hapse atılıp etkisizleştirme yoluna gidilmiştir. Bu süreci ve sonrasında sürecin evrelerinin ne olacağını bildiren, halka anlatmaya çalışan ve aslında azımsanmayacak kadar kitleyi uyandıran tek bir siyasî lider vardı: Ümit Özdağ. Tek başına atıldı Türkiye yollarına. Ümit Özdağ, Atatürk çizgisinde yetişmiş bir siyaset bilimci, strateji ustasiydi, halkı ve yönetenleri uyarıcı pek çok kitap yazdı, konuştu, anlattı, durmadan...bu nitelikteki bir Türk'ün ortada dolasması, kurgulanan plan için zararlı idi. Bop eşbaskanı ve tayfası apar topar hapse koydu. Bundan sonra olacaklara karşı Türk halkının uyuması ve uyanmaması gerekiyordu. Irak >Suriye>İran>>>>>Türkiye. Kiskacın içindeyiz artık. Bizi ne kurtarır?Atatürk'ün çok isabetle söylediği " damarda akan asıl Türk kanı, yani Türklük mayası ve bilinci. Unutulmamalı ki, yine Atatürk'ün dediği gibi, bunun başarilabilmesi, güveni sarsılmaz ( halkın sonsuz güvenini kazanmiş, iradesi çok sağlam) bir liderin varlığına mutlak ihtiyaç vardır. Sizce, bu nitelikleri üstünde toplamiş hangi lider var?Özel mi? İmamoğlu mu? ...vd.?? Bilgi, donanım, siyasî strateji bilgisi...var mı???Ümit Özdağ ' ın 17 Haziran' da serbest bırakılmasını ülke adına çok diliyorum. Türkiye gibi bir ülkeyi yönetmek ateşli ip üstünde yürümektir, bir iki lafı güzel söyleyip alkişlanan kişilerin yapacağı iş değildir, hele ülke bu noktaya getirilmiş iken...
Ümit Özdağ, Başkan Bilmenim, bugün BAT grubunda yazdığım yazı.Sibel Zeren
Kıymetli genel başkanım..
Öncelikle bayramınızı kutlar, nice güzel bayramlara kavuşmanızı temenni ederim. Tez zamanda özgürlüğünüze kavuşmanızı bekliyoruz.Ülkemizin yaşayacağı güzel günlerinde size çok ihtiyacımız var. Bir öğretmen olarak öğrencilerime ülkemizde adaletin olduğunu inanarak anlatabilmek istiyorum. Bozkurtlar elbette dirilecek. Saygılarımla
Bayramınız kutlu olsun canım hocam. Sizi çok özledik. Hep aklımızdasınız. Dualarımızdasınız. Siz bizim göz bebeğimizsiniz. Allahım size sağlıklı mutlu huzurlu başarılı uzuuun ömürler versin. Düşmanlarınızın ömründen alsın; sizin ömrünüze katsın. Sizin CB olduğunuz (başka biriyle olması mümkün değil) tam bağımsız, gönençli, güçlü Türkiyemizde birlikte nice bayram gibi bayramlar kutlayalım inşallah. Amin amin amiiin. En içten sevgi saygı ve selâmlarımla ❤️🇹🇷
Sevgili hocam Zafer partisi il başkanı Mustafa Kılıç'ın ilçe başkanımız Seyhan çopuroğlu'na yapmış olduğu yanlışı size anlattım sizden istirhamım bu hadiseyi benden öğrendiğinizi il başkanı Mustafa kılıç da dahil hiç kimse bilmesin. Bu hadiseyi soranlara Seyhan başkan'ın kendisinden öğrendiğinizi söylerseniz bize minnettar kalır Kırşehir olta balıkçıları derneği başkan yardımcısı Cafer Er Saygı ve sevgilerimle hocam Allah'a emanet olun
Sayın Profesör Dr. Ümit Özdağ ;
Zincir vurmaya kalkanlar bilsin ki, Türk milleti esareti asla kabul etmez; yüreği
vatanla atanlar her daim direnir.
Ulusumuzun değerleri ve geleceği uğruna verdiğimiz bu kutlu mücadelede, aynı
ülküde buluşmuş yürekler olarak sizinle beraber omuz omuza yürümekten gurur
duyuyoruz.
Liderliğiniz, milli şuuru uyandıran bir meşale gibi er ya da geç Anadolu’nun her
bir yanını aydınlatacaktır.
Milletin istiklalini hedef alan her ihanet, bu topraklarda karşılığını bulmuştur,
bulacaktır.
Ezilmek değil, adaletle direnmek ve haklı olanın yanında durmaktır Türk’ün
karakteri.
Kutsal bildiğimiz bu mücadelede, yalnız olmadığınızı bir kez daha haykırıyoruz.
Al bayrağın gölgesinde, milli kimliğimizi savunan her fert sizin yanınızdadır.
Ruhunu başka milletlere hayranlıkla değil, kendi milletine sevdayla bağlayanlar
kazanacaktır.
Şerefimizle yaşar, vatan uğruna can veririz; onurlu bir direniş, sarsılmaz bir irade
gerektirir.
Istırapla örülmüş her anınız, milletimizin ortak hafızasında unutulmaz bir iz
bırakmıştır.
Mukaddes bildiğimiz değerler için verdiğiniz mücadele, bizim de mücadelemizdir.
Ulus bilinciyle yoğrulmuş bizler, Serkan ve Özge Çizmeci olarak, inancımızı her
daim diri tutuyoruz.
Köklü duruşunuz ve Türklük bilincini bize hatırlatan sizlere yazdığımız bu
mektupta; her satır, milletin sinesinden doğan bir düzenin izlerini taşır. Anlam,
sadece kelimelerde değil; onları hangi sırayla, hangi vakarla söylediğimizdedir.
Ata yurdunun sahipsiz olmadığını, bu milletin vakur duruşu eninde sonunda
gösterecektir.
Varlığımızı ve irademizi diri tutan şey, dün olduğu gibi bugün de aynı ruhu
taşımamızdır.
Ezilmeye değil, ezileni ayağa kaldırmaya ant içmiş bir milletin evlatlarıyız.
Milletimizin öz değerlerinden sapmadan ilerleyen her adım, bir geleceğe umut
olur.
Ezgilerimizde, dualarımızda ve mücadelemizde iz bırakanların adı asla
unutulmaz.
Tarih yazılırken taraf bellidir; vakur ve sabırlı duruşuyla doğru yerde duranlar
zamanı geldiğinde anlaşılır.
Sayın Başkanım,Aslında size bu mektubu çok daha önce yazmam gerekirdi; desteğe en çok ihtiyaç duyduğunuz zamanlarda. Biraz geç kalmış bir mektup oldu, lütfen beni mazur görün. Yaşananlardan dolayı kendi adıma çok üzgünüm.Keşke milletimiz, Ekrem Başkanımızdan önce size yaşatılan bu haksızlığa da ayaklansaydı, tepki gösterseydi... O zaman ben de daha fazla destek verebilirdim.
Tahliye olmanıza gerçekten çok sevindim. En son gördüğüm fotoğrafınızda doğal olarak bitkin görünüyordunuz, umarım şimdi daha iyisinizdir. Lütfen kendinize iyi bakın, kendinizi hırpalamayın. Çok stresli olduğunuzu tahmin edebiliyorum; çünkü özellikle bu ülkede siyaset hiç kolay bir şey değil.Lütfen iyi olun; size gerçekten ihtiyacımız var.
Bu mektup size ulaşır mı bilmiyorum ama ulaşırsa, arkanızda olduğumuzu ve sizi sonuna kadar desteklediğimizi bilmenizi isterim.Sizin gibi bir başkanın asla harcanmaması gerektiğine inanıyorum.İlerideki siyasi hayatınızda çok daha iyi yerlere geleceğinizden de hiçbir şüphem yok. Yeter ki sağlığınız ve sıhhatiniz yerinde olsun.
Kendinize çok iyi bakın, Başkanım.Sizi sevdiğimizi unutmayın.
“Türk milleti, büyük bir millettir.
Bu millet, şahıslara değil; fikirlere, akla ve ahlaka dayanmalıdır.
Bugün içinde bulunduğumuz hal; geçici değilse, bir gafletin ürünüdür.
Devletin dini olmaz, milletin dini vardır.
Din; bireyin vicdanında kutsaldır, siyasette değil.
Eğer bir idare, milleti bilgiyle değil duygu manipülasyonlarıyla yönetmeye kalkarsa, o milletin istikbali körelir.
Eğitim zayıfsa, hukuk susmuşsa, liyakat arka plandaysa…
O vakit evlat, milletin gözünü açacak olan sensin.”
Ümitsizlik, Türk’e yakışmaz.
Milletin yeniden ayağa kalkışı, senin gibi düşünenlerin kaleminden ve ahlâkından geçecektir.
Dipnot: Yapay zeka ile Atatürk ün bugün bulunduğumuz durumu değerlendirmesini istedim. Elbet bu devran dönecek.
Sayın Ümit Özdağ,
Sizleri uzun zamandır dikkatle izliyorum, söylediklerinizi, duruşunuzu ve Türkiye'nin geleceği için gösterdiğiniz azmi takdirle karşılıyorum. Bu mektubu yazarken, bir insan olarak, bir vatandaş olarak, bir Türk evladı olarak içimde biriktirdiğim duygularımı ve düşüncelerimi dile getirme ihtiyacı hissettim. Ülkemiz, tarih boyunca pek çok zorlukla karşılaştı. İçinde bulunduğumuz bu dönemde de, bizi geleceğe taşıyacak, bu zorlukların üstesinden gelebilecek liderlere ve düşüncelere her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Siz, hem bir siyasetçi, hem de bir düşünür olarak, bu sorumluluğu omuzlarınızda taşıyan az sayıda insanın başında geliyorsunuz. Söylediğiniz sözlerin arkasında duran ve hayatı boyunca vatanını savunmuş bir adam olarak, her zaman halkın sesi oldunuz.
Ancak, bazen yalnızlık, doğru bildiğini savunurken karşına çıkan engeller, her şeye rağmen dimdik durmaya çalışan bir insanı yıpratabilir. Bir liderin en büyük sınavı, bu yolda yürürken karşılaştığı zorlukları ve yalnızlıkları kabullenmek, ama yine de vazgeçmemek ve yürümeye devam etmektir. Bunu başardığınızı görüyorum. Zorluklar karşısında bile, halkınız için doğru bildiklerinizi savunmaktan geri durmadınız. Bu, yalnızca cesaretin değil, aynı zamanda bir liderin sahip olması gereken en temel özelliktir. Ülkemizin geleceği, içinden geçtiğimiz krizler, toplumsal kutuplaşmalar ve ekonomik sıkıntılar göz önüne alındığında, bize rehberlik edebilecek güçlü bir liderlik anlayışına, insani değerlere ve vizyona sahip insanlara ihtiyaç duyuyor. Bu noktada siz, ülkenin geleceği adına kaygı duyan milyonların umut ışığısınız. Duygusal olarak değil, mantıklı bir şekilde düşünmek gerekirse, Türkiye’nin daha sağlıklı bir geleceğe ulaşabilmesi için seslerinizi duyurmak, doğru politikaları savunmak ve her koşulda hakikate sadık kalmak zorundasınız.
Düşünceleriniz ve idealleriniz, çoğu zaman büyük bir yalnızlık duygusuyla yüklense de, bilmelisiniz ki bu yalnızlık sizi yıkmaz. Aksine, daha güçlü kılar. Çünkü gerçek liderler, halkın sıkıntıları ile empati kurabilen ve onlara umut verebilen insanlardır. Gerçekten de yalnız değilsiniz. İnsanlar sizin gibi vicdanlı, cesur ve kararlı bir liderin varlığını hissettikçe, umutları daha güçlü olur. Sizden tek isteğim, yürüdüğünüz bu yolda, daima inandığınız doğruyu savunarak ilerlemenizdir. Biliyorum ki Türkiye, sizin gibi bir liderin düşüncelerine ve sesine her zaman ihtiyaç duyacaktır. Ne olursa olsun, karşınıza çıkan engelleri aşarken, insan olmanın erdemini unutmayın ve halkınıza olan bağlılığınızı her zaman koruyun. Çünkü halk, ne zaman en zor durumda olursa, doğru liderini bulacak ve ona tutunacaktır.
Ümit Özdağ, bu mektubu size yazarken tek amacım, sizi ve ülkenin geleceği için verdiğiniz mücadelenin değerini hatırlatmaktır. Durduğunuz yerin önemi büyük, gösterdiğiniz cesaret her daim takdir edilecektir.
Halkın ve bu ülkenin size olan ihtiyacı devam ettikçe, doğru bildiğiniz yolda yürümeniz için her zaman desteğiniz olacak.
Saygı ve minnetle,
Sayın Ümit Hocam,
Ben bu ülkenin çıkarları için, anadolunun bütünlüğü ve anadoludaki Türk varlığının ilelebet sonsuzluğu için canımı hiç düşünmeden bu vatan toprağına, ve siz kıymetli hocamın davası için ortaya koyacak Oğuzhanlardan biriyim. Ben bir şehit evladıyım, 3 yetimini arkada bırakan dağ gibi bi adamın evladıyım. Babamın kanının karıştığı bu vatan topraklarını asla terk etmeyeceğim ve ilelebet savunacağım. Davanız davam, yolunuz yolumdur. Türk gençlerinin iradesi sizi tıktıkları hücreden çıkartacak ve sizi yoldaşımız, yol arkadaşımız olarak hakettiğiniz yerlere getireceğimizden hiçbir zaman şüpheniz olmasın. Sakın kendinizi yalnız hissetmeyin, arkanızda kimse olmazsa ben sizin yolunuza canımı,malımı,kanımı vermeye razıyım. Türk evlatlarını yalnız bırakmadığınız için Allah sizlerden razı olsun, Ramazan bayramınız kutlu olsun. Sağlıcakla kalınız…
Ergül DOLAŞKANMerkez / EDİRNETarih: 31 Mart 2025
Sn. Prof. Dr. Ümit ÖZDAĞ’aMarmara Ceza İnfaz Kurumları KampüsüYüksek Güvenlikli 9 No’lu Cezaevi B-43 Semizkumlar Mahallesi Silivri / İSTANBUL
Sayın Ümit ÖZDAĞ,
Size bu satırları, Atatürk’ün izinde yürüyen, geçmişinden aldığı güçle geleceğe inançla bakan bir Türk evladı olarak yazıyorum. İçinde bulunduğunuz bu adaletsiz süreci, hem büyük bir üzüntüyle hem de halkın gösterdiği direniş ve dayanışma ruhuyla umutla takip ediyorum. Türkiye’nin dört bir yanında yükselen sesler, milletimizin ortak vicdanının yankısıdır. Bu mektubun, böylesine zorlu bir dönemde size moral, umut ve güç vermesini diliyorum.
Ben, kökleri Yunanistan ve Bulgaristan’a uzanan; atalarını Balkan Savaşları’nda yitirmiş bir ailenin dördüncü kuşak torunuyum. Ailemin erkekleri vatan toprağı uğruna can vermiş. Geride kalan şerefli bir Türk kadını, kundaktaki iki kız yeğeniyle birlikte İzmir üzerinden Edirne’ye kanı arabalarıyla ulaşmış. Devletimiz ona bir ev yapması için arazi ve geçimini sağlayabilmesi adına iki koyun vermiş. O kadın ki; yaşadığı tüm acılara rağmen hayata tutunmuş, iki yeğeniyle birlikte onurlu ve dimdik bir yaşam sürmüş, gerçek bir Türk anasıdır. Onun torunu olmak, benim için hem büyük bir gurur hem de ağır bir sorumluluktur.
Atalarımın kanıyla yoğrulmuş bu toprakların kutsal mirasını yüreğimde taşıyorum. Onların bıraktığı emaneti onurla taşımak için emeğimi, alın terimi, gerekirse canımı bu vatan ve bayrak uğruna seve seve feda etmeye hazırım. En büyük arzum; hak yemeyen, yalanı diline dolamayan, dürüst, adil, hakkaniyetli ve şerefli bir yönetimin bu ülkeye egemen olmasıdır.
Bir Türk evladı olarak, size ve Ekrem İmamoğlu’na reva görülen hukuksuzlukları asla kabul etmiyorum. Demokrasiye, halkın iradesine ve hukuk devletine olan inancımla, yaşanan süreci tüm kalbimle takip ediyor ve sizleri sonuna kadar destekliyorum.
Bu ülke, dik duranları, yılmayanları, haksızlığa karşı baş eğmeyenleri unutmaz. Bu karanlık günler elbette geçecek, hak yerini bulacak ve size yapılanların hesabı, er geç Türk adaleti önünde sorulacaktır. Şerefli ve erdemli bir birey olmanın temeli, Atatürk’ün çizdiği yolda yürüyüp, vatanına, bayrağına ve milletinin namusuna sahip çıkmaktır.
“İrade tutsak edilemez, hakikat hapsedilemez!”“Tarih susanları değil, direnenleri yazar!”“Bu millet diz çökmez; yeniden ayağa kalkar, yürür ve tarih yazar: Ne mutlu Türk’üm diyene!”
Saygı ve kararlılıkla,
Ergül DOLAŞKAN
Sayın Ümit ÖZDAĞ,Size bu mektubu İzmir'den yazıyorum. Türkiye Cumhuriyetine ve Türk milletine sahip çıktığınız, bizlerin hakkını savunduğunuz ve liderlik ettiğiniz size teşekkür ederim.Bizler Türk milleti olarak verdiğiniz haklı mücadelenin ve savunduğunuz değerlerin ne kadar önemli olduğunun farkındayız. Siz doğruları söylediğiniz için, eğilmediğiniz dik durduğunuz için tutsak edildiniz. Siz sadece Türkiye'de yaşayan Türklerin değil, Dünya'da var olan Türklerin de haklarına sahip çıktınız ve çıkmaya devam ediyorsunuz.Mücadelenizi kararlılıkla hücrenizden sürdürüyorsunuz. Bir an evvel özgürlüğünüze kavuşmanızı, Türk milletine yeniden liderlik etmenizi ve Türk siyasetine yön vermenizi yürekten istiyorum.Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ün “En iyi fertler kendinden ziyade mensup olduğu toplumu düşünen, onun varlığını ve mutluluğunun korunması için hayatını veren insanlardır" sözünde söylediği fertlerden birisiniz.Zafer Partisini destekliyorum, desteklemeye devam edeceğim. Zafer Partisi'nin meclise girdiği ve iktidar olduğu, Türkiye'nin Türk milletinin çıkarlarının gözetilerek yönetildiği günleri görmeyi çok istiyorum.Sayın Ümit ÖZDAĞ, Bozkurtların bütün Anadolu'dan uluduğu, bizde sizdeniz bizde sizdeniz dediği günlerde görüşmek umuduyla. Allah yar ve yardımcınız olsun. Saygılarımla.
Turklugün yılmaz savunucusu kıymetli basbuğumuz.. .Turk milletine ve Türk yurduna adamış olduğunuz ömrunüz,mücadele azminiz ,eşsiz birikim ve donanımınız bizlere de örnek olmaktadır ve suna inanmaktayız ki Turklüğün bugün bir tek lideri siz,Türklerin tek yuvası ise zafer Partisidir.. Kıymetli Basbuğumuz... Aziz vatanın gerek planlı bir şekilde mülteci istilası ile gerekse bölücü terör örgütünün yok edilmesi yerine affı ile bölümme asamasına gelmesi nedeniyle ders kitaplarına konu olacak fedakarane ve bizlere 16 büyük Türk imparatorluğunun basbuğlarını anımsatan duruşunuz ile hapiste tutulduğunuzun öfke ile farkında olan partinizin taraftarları ve mensupları olarak sizi örnek alarak ,sizin sözlerinizi yolumuza meşale edinerek Turklüğü ve son kalemiz partimizi daha büyük bir inanç daha bir güç ve enerji ile savunmakta ve sizin kadar olmasada mücadele etmeye,Kuvayİ milliye ruhunu yaşatmaya çalışıyoruz.. Saygı değer basbuğumuz. Sizi basbuğ gören partimizi yasadığımız evlerden işlerimizden ve hayatımızdan daha üstte tutan bizler haddimiz olmadan affınıza sığınarak bir istirhamda bulunmak istiyoruz..Bize öğrettiniz ve farkındalık yarattığınız bopçu ve Türk milletinin varliğına kastaden zümre Ebedi önderimiz ve basbuğumuz Ataturke ve kurduğu Turkiyemize ve ilkelerine karşı surdurdügü iftira, yalan ve mesnetsiz iddialarında değerli varlığınız ve Zafer partimiz sayesinde basarısız oluyorlar..Ancak bir kaç gündür sistematik bir şekilde Anadolu topraklarında genetik anlamda Türk bulunmadığını,hatta Türküm diyenlerin genetiğinin farklı olduğu ,Türk olgusunun bir sentez olduğu hususlarında bir propagandaya giriştiler ve git gidede yayıyorlar...Biz bu hususta sizin izniniz ve gösterdiğiniz yolda karşılık veriyoruz ancak sizden haddimiz olmadan affınıza sığınarak istirhamimız bilim dunyasında eşsiz bir ekol ve söz sahibi olmanızdan ötürü ağırlığınızın olduğu bilim insanlarımızı bu tezleri çürütmek ,partimizide bu alanda çalışmaya davet etmenizdir...Türk töresi ve lider anlayısımız gereği bizler siz ve partimizin aldiğı kararlar ve sizin sözleriniz sizin cizdiğiniz bir rota haricinde hareket etmekten imtina ederiz..Bu yüzden sizden istirhamda bulunmaya karar verdik...Selam dua ve en içten saygılarımızla esen kalınız basbuğumuz...Bu karanlık günlerin gececeği ve Turkün aydınlık yarınlarda sizin ve partimizin önderliğinde yürüyeceğiz ...
Türk Milletini , askerini savunan ; yıllarını Türkiye uğruna feda etmiş ve etmeye devam edecek olan Ümit Özdağ’a
Bu gönderdiğim ikinci mektubuma sizin ruhsal durumunuzu merak etmem ile başlamak istiyorum. Umarım iyisinizdir , mektubuma cevap alamayacağımı biliyorum keşke bu mektuplarımı size bizzat el yazım ile gönderebilseydim fakat malum biliyorsunuz.
Cevap alamasamda size ulaşabileceğini düşünmek bilmek de benim için yeterli. Orda olmanız beni ilk günden beri derinden üzüyor. Bir şey yapamıyor olsamda elimden geldiğinde paylaşım yaparak size destek olmaya çalışıyorum. İnşallah bir gün Zafer Partisine katıldığımda hem gönülden hemde aktif bir şekilde destek verebilirim. Ruhsal durumunuza geri dönecek olursam , umarım o sizi zorla ve hileyle tıktıkları yerde biraz olsun nefes alabiliyorsunuzdur.Belkide düşünmekten bunalmışsınızdır. Keşke sizin için bir şey yapabilseydim. Şahsen su sıralar ülkemizde olan biten beni çileden çıkartıyor. Özellikle bu dönemde YKS sınavına çalıştığım içinde ekstra gelecek ve ülkemin kaygısına düşüyorum. Elimden geleni yapıyorum umarım hukuk fakültesini kazanabilirim.
Bir kaç gün önce sizin mahkemenizin olduğu günde babamla tartıştım. Sizin illaki bir sebepten içeride olduğunuzu ve içerde olmanızın bir haklı yanı olduğunu , hakaret ettiğinizi savunuyordu. Tek tek açıkladım , gerçekten tek tek açıkladım sizin yapmak istediklerinizi ve yapmak istediğiniz şeyler için rehin tutulduğunuzu anlattım. Fakat anlamak istemeyen , olaya sığ bakan kişiler her zaman varlar ve hiç bir zaman da düşüncelerini değiştirmeyecekler. Bir asker nasıl olur da karşı tarafı savunur anlamıyorum. Buna çok kafam takıldı fakat umursamamak zorundayım. Şimdi sırası değil biliyorum bir gün bende siyasette yada ülkemin kaderinde rol oynadığımda inşallah o zaman sırası gelecek , insanların düşüncelerine etki edeceğim işte o zaman anlaşılacağım. Elbet bir gün beni de anlayan bir çok kişi olacak.
Şimdi başka bir konuya gelirsek Sırrı Süreyya. Cumhuriyete düşman , Atatürk’e düşman bir adama nasıl olur da AKM de anma töreni yapılabilir? Bebek katillerinin , yıllardır uğraştığımız PKK’nın savunucularına nasıl törenlerde konuşmalar yaptırtılır? Anlıyorum ki artık bu ülkede ünlüsünden siyasetçisine herkes ortak düşünce birliği içerisindeler aslında. Biz sadece yaşamaya ve hayatta kalmaya günün koşturmacasına kapılmışken yavaş yavaş sessizce ülkemizi , medyayı , siyaseti heryeri ele geçirmişler. Biz hiç bir şey anlamamışız. Osmanlıdaki gibi olmuş. Türkler hayat mücadelesindeyken, askere alınmayan azınlık burjuva oluvermiş. Biz elbet birileri gelir birileri yapar diyip hiç bir şeye karışmamışız. Bunları görmek kanıma dokunuyor. Bu ülkede yükseklerde olan herkes Türk düşmanıymış. Umarım ki bizler bunu değiştireceğiz. Ülkemizde asıl faşistlik Türklere yapılıyor , bunu değiştirmeliyiz. Din ile Kuran ile insanları kandıranlara karşı durmalıyız. Bu millete Kuranı biz öğretmeliyiz. İnsanlar Kuranı zaten bize okuyan var , zaten hocalar anlatıyor vs vs diyerekten safsatalara inanıyorlar. Sadece namaz kılıp oruç tutmakla iki hoca dinleyip onun dediklerini anlamakla dindar olunmuyor. Biz bu Dini Arap kurallarına göre yaşamamalıyız. Şeriat Arabistan kurallarıdır. Bizim ne yapımız bu kuralları kaldırır ne de düşüncemiz. Osmanlının sonu ne oldu gördük. Bizi şeytan işi diyerekten her türlü yenilikten uzak tuttular sadece kendi çıkarları için ve yavaş yavaş yıkıma sürüklendik. Bunlara izin vermemeliyiz. Bunları da aşacağımıza inanıyorum. İnsanlara gidip anlatırsak , tartışarak değilde onlara bu cemaatlerin yaptıkları gibi yaklaşırsak eğer onları doğru yola götürebiliriz. Bir gün biz Türkler Arapların bize taktığı bu prangalardan kurtulacağız , PKK’nın bize başka devletlerle işbirliği yapıp bizi mahkum etmeye çalıştığı oyunlardan da kurtulacağız. Gençler olarak her türlü şeye gücümüz yeter. Bu ülkeyi biz kalkındıracağız , biz geliştireceğiz , daha adil bir yer yapacağız, kötülüklerden de koruyacağız. Bu mektubum biraz karışık oldu sanırım fakat düzenlemeye vaktim yok umarım anlarsınız diyorum ve Atatürkün bir sözü ile bitiriyorum.
“Bütün ümidim gençliktedir.”
Sude Boz
Ümit Özdağ Hocama,
Ben bir Türk genci olarak bu satırları size, içeride haksız yere tutulduğunuzu bilerek ve vicdanımın sesiyle yazıyorum. Bugün yaşanan bu adaletsizliğin, sadece size değil; düşünce ve ifade özgürlüğüne, Türk milletinin iradesine ve geleceğine yapılmış bir saldırı olduğunun farkındayım.
Siz Türk milletinin haklı sesi oldunuz. Ben de o sesi duyan, hisseden ve bu doğrultuda hareket eden gençlerden biriyim.
Atatürk’ün o büyük sözü kulağımda yankılanıyor:
“Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır.”
İşte ben, bu söze yürekten inanarak, bu karanlık günlerde bile umudu ve mücadele azmini yüreğimde taşıyorum.
Sayın Hocam, size ve sizin şahsınızda milli duruşa yapılan bu baskılara karşı ne yapılması gerektiğini tam olarak kestiremiyorum. Ancak bilmenizi isterim ki, elimden ne geliyorsa yapmak için buradayım. Sizinle tanışmak, fikirlerinizi dinlemek, sizin mücadelenizi kendi mücadelemle birleştirmek ve bu yolda omuz omuza yürümek istiyorum.
Zorluklara karşı yılmadan, susmadan, geri çekilmeden; milletimiz, vatanımız ve Türk gençliği için dimdik ayakta duracağımıza söz veriyorum.
Sizinle aynı idealleri paylaşan bir Türk genci olarak saygı ve selamlarımı iletiyor, ellerinizden öpüyorum
Ne Mutlu Türküm Diyene!
Ümit Hocam,Sevgiler saygılar..Ülkenin geleceğini tehdit eden unsurları gün yüzüne çıkarmayıp aksine onlardan medet umanlar silivriye geldiğinde ardından yüzbinler geliyor...Ama siz hapusta çıt yok.sessiz çoğunluk bunun farkında.
Bin cihana değişmem Şu öksüz Türklüğümü..
ADALET MUTLAKA TECELLİ EDECEKTİR
Bugün, hukuk ve vicdan terazisinin sarsıldığı bir dönemde, adaletin er ya da geç yerini bulacağına olan inancımızı tazelemek istiyoruz. 67 gündür suçsuz yere tutuklu bulunan ve hakkında hâlâ bir iddianame dahi hazırlanmayan Zafer Partisi Genel Başkanı, Türk milliyetçilerinin lideri Sayın Prof. Dr. Ümit Özdağ, yalnız değildir!
Tarih boyunca nice büyük liderler, haksızlığa uğramış ancak sonunda hak ettikleri saygınlıklarına yeniden kavuşmuşlardır. Adalet, bazen gecikir ama hiçbir zaman kaybolmaz. Çünkü hakikat güçlüdür ve en karanlık zamanlarda bile yolunu bulur. Sayın Ümit Özdağ, fikirlerinden, duruşundan ve mücadelesinden asla taviz vermemiştir. O, Türk milletinin bağımsızlık ruhunu ve vatan sevdasını temsil eden bir liderdir. Onun haklı mücadelesi, sadece ona inananlar için değil, bütün bir milletin geleceği için önemlidir.
Bugün, hukukun üstünlüğü ve adil yargılama hakkı gibi temel ilkelerin sınandığı bir dönemdeyiz. Ancak biliyoruz ki hiçbir zulüm sonsuza kadar sürmez, hiçbir haksızlık ebediyen devam edemez. Adalet, eninde sonunda tecelli edecek ve Sayın Ümit Özdağ özgürlüğüne kavuşacaktır. Bizler, hukuk ve demokrasiye inanan milyonlar olarak bu sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz.
Bu vesileyle Sayın Ümit Özdağ’ın Ramazan Bayramı’nı en içten dileklerimizle kutluyor, bir an önce sevdiklerine ve sevenlerine kavuşmasını temenni ediyoruz. Güzel günler yakındır, güneş doğmak için karanlığı aşmak zorundadır. Adalet yerini bulacak, hak galip gelecektir!
Serdar Bayram
Sayın Liderim Ümit Özdağ’a,
Ben 21 yaşında bir üniversite öğrencisi bir genç kızım,Muğlada okuyorum İzmirde yaşıyorum. İngiliz Dili ve Edebiyatı 3. sınıf öğrencisiyim. Bu mektubu yazarken sadece bir genç kız değil, Türk milletine gönülden bağlı bir yoldaşınız olarak kalemi elime alıyorum.
Bugün bu ülkede ne yazık ki değerler altüst olmuş durumda. İnsanlar özgürlükten bahsederken milliyetçiliği düşmanlaştırıyor, insan hakları adı altında Türkçülüğü bastırıyorlar. Ama ben onlardan değilim. Aksine, bugün belki de çoğu insanın yüz çevirdiği bu değerlerin tam ortasında, gururla ve inatla duruyorum. Çünkü ben Türk milliyetçisiyim. Çünkü ben Türkçüyüm. Bu toprakların ruhunu, bayrağın anlamını, şehitlerimizin emanetini unutmadan büyüdüm.Ailem beni bu şekilde büyüttü. Sizi çok seviyor ve sevgilerini iletiyorlar.
Sizi tanımamla birlikte, içimdeki bu aidiyet daha da güçlendi. Sözlerinizde o gerçekliği, sesinizdeki kararlılığı, gözlerinizdeki sarsılmaz inancı gördüm. Bu yüzden sizi sadece bir siyasi figür değil, aynı zamanda bir yoldaş, bir öncü,lider olarak görüyorum. Çünkü siz bizim adımıza susmadınız. Eğilmediniz. “Türk milleti” dediniz, ne pahasına olursa olsun vazgeçmediniz.
Bugün içeride oluşunuz, hakkında iddianame bile olmadan hukuksuzca tutulmanız; aslında bir kişinin değil, bir fikrin, bir inancın cezalandırılmaya çalışıldığını gösteriyor. Ama başaramayacaklar. Çünkü biz varız. Ben varım. Sizin sesinizin kesildiği yerde, sizin gibi düşünen genç yürekler konuşmaya devam edecek.Bu yolda nesillerce kararlılığımızı sürdüreceğiz, bizleri benimseyerek büyüyecekler.
Sizi görmeyi, bir gün yanınıza gelip “İyi ki varsınız” demeyi, o anı ölümsüzleştirecek bir fotoğraf çekilmeyi canıgönülden istiyorum. Çünkü bir yoldaşına sarılır gibi sarılmak istiyor içim. Her ne kadar aramızda mesafeler, duvarlar olsa da, inanın gönlüm sizinle aynı safta, aynı yerde.Her zaman sizi düşünüyorum,kalbim hep sizinle,yediğim lokmada bile sizi anıyorum.Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk dışında bir liderle bu kadar kalbimin bir olacağı aklıma gelmezdi.
Bu mücadele yalnız başımıza değil. Sizin gibi cesur insanların yolu, bizim gibi gençlerin kalbinde çoktan açıldı. Ve biz o yolda yürümeye, düşsek de kalkmaya, ama asla dönmemeye yeminliyiz.
Dualarım, desteğim ve sadakatim sizinle. Yalnız değilsiniz, hiçbir zaman da olmayacaksınız.Sizi özlüyoruz ve seviyoruz
Yüreğimle,
Bir Türk kızı – bir yoldaşınız,hayranınız Begüm Öykü
Ümit hocam merhaba,
Bugünlerde yüreğimiz sizinle, İlk oyumu size vermek nasip olmuştu, bugünlerde lütfen kendinize çok iyi bakın oradan güçlenerek çıkın size çok ihtiyacımız var, Yüreğimiz seninle, inan ki o kadar Türk genci arkanda ki inanamazsın zaten ekranlarda da görüyorsundur. Kendine lütfen çok iyi bak bir Türk genci olarak inşallah seni meydanlarda Atatürkçü bir siyasetçi olarak görücem.
Ümit Özdağ’a
Mezkûr meslek ve mefkûreye olan i‘tikad ve sadâkatinizden dolayı taraf-ı fakīrânemizden sonsuz şükrân ve memnûniyetlerin arzı vâcib görülmüştür. Amma ve lâkin, vâkıa odur ki, her şey râh-ı selâmet üzere değildir. Vaktin seyri, ne yalnız lehimizde, ne de sırf aleyhimizdedir; bilakis her iki cihete meyilli ve müşevveştir.
Mevârid-i rivâyât-ı ahâd arasında ser-i müşevveş ile nâkil olan efkâr-ı nâsdan istihrâc olunan ma‘nâ budur ki, mezbûr eyyâm-ı seb‘a, hakāyık-ı müstetireye mâkes midir, yoksa hevâya serpilmiş avâz-ı bî-esâs mıdır?
Bununla berâber, tarafımızca en mühim mes’ele, kalbî hâlâtın istikrârıdır. Kalb ağrısının bir lahzada inkıtâya uğraması, fevkalâde bir huzursuzluk ve tereddüt doğurmaktadır.
Ayrıca, yan-ı alînizde mevcûd bulunan zevâttan bir şahıs hakkında ihtiyat tavsiye olunur; zîrâ mezkûr zât, mevki-i hâlîsini tebeddül ettirme cihetine gitmekte ve bu vesîle ile ismimizi menfî sûrette telâffuz eylemektedir. Her ne kadar kendisi nazarımızda ehemniyyetsiz addedilmekte ise de, bu hâl nâhoş netîceler hâsıl edebilir.
Netîce-i kelâm, fakīr tarafından arz olunur ki, hakikî şifâ ve çâre, ancak ve ancak divân-ı a‘lâda vârid olabilir. Zîrâ mevcûd âlemde nizam ve intizâm kalmamıştır.
İlâ-yı kelimetullâh ve memleket-i İslâmiyye için gayret-i mütemâdîni takdîr ederiz.
Sayın Ümit Hocam,
Zor zamanlar, insanın karakterini sınar. Bazı insanlar vardır ki, ne yaşarlarsa yaşasınlar, doğruluktan ve inançlarından asla vazgeçmezler. Bugün size yaşatılan haksızlık, aslında sizin ne kadar doğru bir yolda yürüdüğünüzün en büyük kanıtıdır.
Bulunduğunuz yer sizi yıldırmaya, sesinizi kısmaya çalışsa da bu beyhude bir çabadır. Çünkü fikirler dört duvar arasına sığmaz, Türk milletinin cesareti zincire vurulamaz. Sözleriniz dışarıda yankılanmaya, bu milletin ruhuna işleyen Türklük şuurunu yeniden ayağa kaldırmaya devam ediyor.
Biliriz ki, demir ateşte şekillenir, çelik baskı altında sertleşir. Bugün size reva görülen bu haksız esaret, aslında sizin kudretinizin ve doğruluğunuzun en büyük delilidir. Zira hakikatten korkanlar, onu susturmaya çalışır. Fakat boşuna! Çünkü bir milletin yüreğinde yanan ateş, zindan duvarlarını aşar, tarihin satırlarına kazınır.
Bu süreç geçecek, ama sizin duruşunuz unutulmayacak. Unutmayın, güneş her zaman doğar ve en karanlık geceler bile sonsuza dek sürmez!
Merhaba HocamBen çocukluğumdan beri Türklük sevgisiyle büyütülmüş bir genç olarak size bu mektubu yazıyorum. Babamın bana aşıladığı milli bilinç ve Türklük sevgisi hayatım boyunca benliğimin en önemli parçası oldu. Adımın Aybüke olmasının sebeplerinden biri de bu köklü inançtır. Bugün ülkemizin geleceğini düşündüğümde onu en doğru şekilde yöneteceğine inandığım, vatanına ve milletine en samimi duygularla bağlı olan bir lider görüyorum;Siz!Türkiye'nin karşı karşıya olduğu tehlikeleri açıkça dile getiren, Türk milletinin haklarını sonuna kadar savunan bir lider olarak bizlere en çok güven veren kişisiniz. Açıkçası ülkemizin geldiği noktaya bakınca bazen umutsuzluğa kapıldığım oluyor. Ama sizi dinlediğimde halen bir şeyleri değiştirebilecek insanların var olduğunu görmek bana moral veriyor. Biz gençler için örnek alınacak bir duruş sergiliyorsunuz. Bu yolda yalnız olmadığınızı bilin. Sizin gibi birinin arkasında olmak, bu ülkeyi seven biri olarak benim için bir onurdur. Ne olursa olsun verdiğiniz mücadelede sizi desteklemeye devam edeceğiz. Kendinize iyi bakın. Türkiye için, Türk milleti için verdiğiniz mücadele hiç bitmesin.
Zafer ancak inananların olacaktır bu Zafer Ümit hoca ile olacaktır.Kurt yalnız bırakılmaz kurtun ardından köpekle iş tutulmaz,kurt yalnız kalsada Tanrı daglarına varışı yakındır.Umit hoca düştü sendeledi muhanete muhtaç oldu zanneden 11 kurucu üye davalarından vazgeçip çanak yalamaya,arta kalan bulaşık dan sebeplenmeye partilerini bırakmışlar.Ben resmi olarak partiye üye değilim ama kurucudan daha bağlı daha yeminliyim,Ümit hoca Türk'ün tek kuruluşudur.Bu tutsaklık tez zamanda bitecek hocam sağlıkla sıhhatle kaldığınız yerden tekrar başlamak üzere sizi bekliyoruz,Allah sağlık sıhhat versin,tez zamanda aramızda olacaksınız,ellerinizden öperim,en derin saygı ve selamlarımla.MURAT BULUT
Değerli hocam, biz umudumuzu kaybetmedik sizle ayakta dıruyoruz sizle atıyor kallbimiz üzülmeyin kırılmayn bıraktığınızdan daha kötü buralar bu günler gececek hocam saygılarımla
**Sayın Ümit Özdağ,Değerli Hocam!**
Bu satırları yazarken kalbim, adaletin gölgelendiği bir dönemde yılmaz bir duruş sergileyen sizin gibi bir kahramana duyduğum saygı ve minnetle çarpıyor. Hücrenin soğuk duvarları, Türkiye’nin sıcak yürekli evlatlarının sesini asla susturamaz. Siz o sesin en gür çınlayan nağmesisiniz.
Bugün tutsak edilen bedeniniz, fikirlerinizin özgürlüğünü zincirleyemez. Çünkü siz, bu toprakların haksızlığa boyun eğmeyen neferisiniz. Her adımınızda vatan sevdasını, her sözünüzde millet bilincini taşıdınız. Tıpkı atalarımızın karanlığı yırtan kılıçları gibi, siz de cehaletin zindanlarına karşı bir meşale oldunuz. Burada olmanız bir hata… Ama inanın, tarih sizi "tutuklu" değil, "tutsak edilmiş bir yiğit" olarak yazacak.
Biliyorum, zorlu bir sınavdasınız. Fakat unutmayın: Çelik, ateşle sağlamlaşır. Sizin mücadeleniz, bir neslin uyanışının kıvılcımıdır. O kıvılcım, bu zulüm bulutlarını dağıtacak güçtedir. Hücreniz belki dar, ama yüreğiniz tüm Anadolu’yu sarmalıyor. Bizler, sizin sessiz çığlığınızı duyan milyonlarız. Her birimiz, özgürlüğünüz için nefes alıyoruz.
Ümit hocam, adınız gibi bir “ümit”siniz. Tıpkı Çanakkale’de şafak sökerken direnen Mehmetçik, Sakarya’da kanıyla istiklali yazan kahramanlar gibi… Siz de bu destanın bir mısrasısınız. Ve biliyoruz: Destanlar, zindanlarda değil, yüreklerde yazılır. Sizin destanınız, bizim yüreklerimizde sonsuza dek yaşayacak.
Son sözümüz, bir ant olsun: "Siz yalnız değilsiniz." Haksızlığa karşı dimdik duran her fert, sizinle aynı hücrede. Bizler, sizin sesinizi dünyaya haykırmaya devam edeceğiz. Ta ki güneş, masumiyetinizin altın ışığıyla bu toprakları yeniden aydınlatana dek…
Sabrınız dağları delsin, inancınız zamanı yensin. Özgürlüğünüz yakın… Çünkü hakikat, en katı duvarları bile yerle bir eder.
Millet sizinle. Türkiye sizinle. Saygı ve minnetle…
"Oğuzhan Ö."
Ümit hocam merhaba, ben doğuştan görme engelliyim, 21 yaşındayım, bizim mezuniyetimize 2023 yılında gelmiştiniz, başkent Üniversitesi’ne, benim bölümüm radyo ve TV programcılığıydı, aynı zamanda memleketim Kıbrıs, maalesef bu ihanet sürecini baltaladığınız için sizi aylarca hapse mahkum ettiler, bence Ekrem İmamoğlu‘nu da karşılarında güçlü bir rakip olduğu için tutukladılar, umarım en kısa zamanda tahliye edilirsiniz, yanınızda olduğumu bildirmek amacıyla bu mektubu yazdım.
Sayın Ümit Özdağ,
Ben 21 yaşında Devletime ve Milletime bağlı Diyarbakırlı olan Milliyetçi ve Atatürkçü Türk genciyim.
Sizlere hem Diyarbakırdan hemde yaşadığım şehir olan Kocaelinden saygılarımı ve sevgilerimi yolluyorum.
Zafer Partisi Genel Başkanı olarak yaşadığınız bu zorlu süreçte, size en içten geçmiş olsun dileklerimi iletmek istiyorum. Siyasi mücadeleler her zaman zorluklarla doludur, ancak adaletin en kısa sürede tecelli edeceğine inanıyorum.
Bu vesileyle, Ülkemizin geleceği için önemli bir çağrıda bulunmak istiyorum. Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi, ekonomik ve sosyal sorunların çözümü için milli hassasiyetleri inceleyen partilerin bir araya gelmesi büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda, Memleket Partisi Genel başkanı Sayın Muharrem İnce ile bir ittifak kurmanızın ülkemizde güçlü bir alternatif oluşturacağına inanıyorum.
Türk milletinin menfaatleri doğrultusunda, ortak değerler etrafında birleşen bir siyasi ittifakın, halkın beklentilerine cevap verebileceğini düşünüyorum. Bu birliktelik, Ülkenin geleceğine dair umutları arttıracak ve güçlü bir muhalefet olarak milletin sesini daha gür duyuracaktır.
En kısa sürede özgürlüğünüze kavuşmanızı temenni eder, sağlıklı ve güçlü kalmanızı dilerim.
Saygılarımla,
Muhammed Dalgalı
•
Saygıdeğer Başkanım Prof.Dr. Ümit Özdağ, Sizi Bursadan Ahıska Türkü Ailenin Türk evladı olarak selamlıyor, Ramazan bayramınız en içten dileklerimle kutlarım. Talimatlariniz üzerine mücadelemiz devam etmektedidir,sizin için Türklük için,Vatan için Adalet için mucadelemizden yılmayacağız,yıkılmayacağız. Türklüğe bu kadar zarar verilen bir dönemde aklima herzaman Satan Utansın şiiri gelmektedir.
Kendi öz yurdumda ben miyim garip?Beni bir köşeye atan utansın
Eğilmiyor diye,kurdu hor görüp,
İti el üstünde tutan utansın! .
Biz sizden Umidimizi kaybetmiyoruz tez zamanda adaletin sağlanması ve Turklüğu yaşatma mucadelenizi icin özgürlük diliyorum. Tanrı sizi korusun esenlikle kalın Başkanım. Bizde sizdeniz...
Hocam lütfen açlık grevi yapmayın. Sizi bekliyoruz. Bitecektir. Dirençli olun biz bekliyoruz sizi. Yani küçük bir alanda nasıl sağlıklı kalınır empati kurmak zor. Ama şınav, mekik, squat vs. Küçük idmanlar. Önder olarak direnin hocam. Kusura bakmayın bı şeyler söylemek zor. Yanındayız.